özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2012 Perşembe

Cihan Kırmızıgül'e tahliye kararı verildi

Ercan Akyol, 25 Mart 2012 Pazar günü Milliyet'te yayımlanan karikatüründe "POŞU POŞUNA" 25 ay hapis yatan Cihan Kırmızıgül'ü çizmiş...

18 Kasım 2010 Perşembe

Sivil Polis Ne Arar La Üniversitede(?)

2010 Türkiye'si için kocaman bir ayıp. Çok sevgili, özgürlükçü iktidarın; kampüslere polis copunu sokarak öğrencilere özgürlük(!) getirme girişimi.
=
Amerika'nın Irak'a demokrasi(!) getirmek için, girme çabası...
e-mizah

15 Mayıs 2010 Cumartesi

SEFER SELVİ ÇİZİYOR

Gazeteci Vedat Kurşun'a 166 yıl hapis cezası...
Kürtçe günlük yayın yapan Azadiya Welat gazetesi eski Yazıişleri Müdürü ve İmtiyaz Sahibi Vedat Kurşun'a 166 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Azadiya Welat gazetesinin eski Yazıişleri Müdürü ve İmtiyaz Sahibi Vedat Kurşun'un Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davası sonuçlandı.
Bugün görülen karar duruşmasına, tutuklu bulunan Vedat Kurşun ve avukatı Meral Danış Beştaş katıldı. Mahkeme, Kürt gazeteciye Ağustos 2006 ile Haziran 2008 tarihleri arasında yayınlanan gazetede 103 kez "Örgüt propagandası" yapıldığı iddiasıyla toplam 166 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
13 Mayıs 2010 Perşembe

8 Nisan 2010 Perşembe

BÜLENT TEKİN YAZIYOR

İLK GELEN ÖZGÜRLÜK
Milattan önce 2400’lü yıllar Mezopotamya’da-Lagaş’ta-yapılan ilk reformları belirtir. Hırslı ve bürokratik yolsuzluklara batmış Ur-Nanşe hanedanını deviren Urukagina adlı kent yöneticisi halkına (nispeten) özgürlükleri sunan ilk yöneticidir. Burada Mezopotamya’da bulunan kent devletleri ve yöneticileri ilgili bilgi vermek istiyorum. Lagaş veya başka bir kent devleti, her biri bir tapınak etrafında oluşmuş bir grup kasabadan oluşuyordu. Peki, bu devlet(ler)i kim yönetirdi? Bu devlet(ler)i koruyucu tanrıyı temsîlen bir kral yönetirdi. Ve muhtemelen bu ilk krallar bu tapınakları yöneten tapınak yöneticileri (rahipler) arasından çıkmıştır. Ancak bu durum zamanla-tapınak çıkarının tehlikeye düşmesiyle-tapınakla saray arasında bir iktidar mücadelesine neden olacaktır. Lagaş’ta insanlar tarım, balıkçılık, ticaret ve zanaatkârlıkla geçinirdi. İnsanların özel mülkiyeti vardı. Ancak MÖ 2500’lü yıllarda kurulan Ur-Nanşe hanedanı savaşlar nedeniyle halkı vergiye boğmuştu. Lagaşlılar kendilerini politik ve ekonomik özgürlüklerini yitirmiş buldular. İşte Urukagina iktidara geldiğinde Lagaş böylesi bir haldeydi, nerdeyse Umma kent devletine yem olacaktı.

Şimdi tam da bu noktada Lagaş’ta yaşananları (yolsuzlukları) bize anlatan tarihçeye-ilk tarihçilerden olmalı-dinleyelim: Hayvan denetçileri büyük ve küçükbaş hayvanları gasp ediyordu. Balıkçıların denetçileri de balıkları gasp ediyordu. Koyun kırktırmaktan kadın boşamaya kadar kent yöneticisi ve vezirine vergi veriliyordu. Kadim tarihçimizin (bizdeki resmi ideoloji tarihçilerine bin basar ya!) şu sözcüğüne bakın: “Tanrıların öküzleri yöneticinin soğan tarlalarını sürüyordu; yöneticinin soğan ve salatalık tarlaları tanrıların en iyi tarlalarında yer alıyordu.” Bugün de din, iman, Allah, vatan, bayrak edebiyatı yapan yöneticiler işi ahirete havale etmeden en büyük dünya malına sahip olmuyorlar mı?(Ben sizin yerinizde olsam, bu söylediklerimden soğan ve salatalığın yaşını hesaplardım. Anlattıklarıma inanıyorsanız bu sebzeler 4500 yıldır buralarda biliniyor.)

Ölüm bile-Lagaş’ta-kendini vergiden kurtaramıyordu. Devletin bütün sistemi vergi tahsildarları üzerine kurulmuştu. Saray bolluk ve erinç (huzur) içindeydi. Bugün de yoksulları yönetenler (buna biz övünçle demokrasi diyoruz!) varsıllar değil midir? Aslında ben ne desem siz bir kara çalma(k) arayacaksınız ya, ben yine de lafımı esirgemeyeceğim. Zaten sürünmekte olan bizleri vergilerle köleleştiren devlet varsıllara kölelik yapmaktadır. Gariban Kürt ve Türk çocukları dağlarda ölürlerken, Bilal Erdoğan gibi biri 21 gün bedelli askerlik yapabilmektedir.

İşte Lagaş’ı bu rezil durumdan Urukagina kurtardı. Denetçileri ve tahsildarları görevden aldı. Artık karısını boşayan da gümüş vermeyecekti. ( Bakın bu konu hâlâ bugün bile tartışma konusudur. Kimin kimi boşadığı/boşayamadığı belli değildir. Bu konuda kimse kimseyi dinlemiyor.) Ama ölü mallarındaki vurgunu tam önleyemedi, memurlar hemen hemen eskisinin yarısını alacaklardı. (Bugün de ölmek için para lazım. Yoksulların ölüsünü belediye bile kaldırmaz. Mezardan taziyeye, imama kadar para gerekir. Yoksulun ölme hakkı yoktur. Varsılların arkasından methiyeler düzülür. Varsıların mirası yakınları mutlu eder.) Tanrı korkusu vardı bu yeni kralda. Tapınak mülkiyetine saygı gösterdi. Ve bizim kadim tarihçimiz (ya bu adam solcu filan olmasın?) bu yeni durumu şöyle tarihe not düşer: Artık ülkede vergi tahsildarı yoktur! Urukagina, Lagaş yurttaşlarına özgürlük getirmiştir!

Ancak “özgürlük” bu kadar ucuz değildir. Bizim kadim tarihçi(miz) de bunun ayırdında. Urukagina’nın yoksulları varsılların sömürüsünden koruduğunu yazar: Varsıl adam yoksul adamın malını-hakkını vermeden-alamayacaktır. Bir tür (zorla) kamulaştırma (satın alma) yasasıdır. Ülke hırsızlardan, tefecilerden ve katillerden arındırıldı. Yoksul bir adamın oğlunun tuttuğu balıkları artık kimse çalmayacaktı. Varsıl memurlar yoksul bir adamın anasının bahçesindeki meyveleri alıp götüremeyecekti. Yani güçlüler zayıfları ezemeyecekti. (Kral Urukagina sakın solcu olmasın?) Varsıllar yoksulların mallarını talan edemeyecekti. Dul ve yetimler korunacaktı. Bunlar (yapılanlar) tarihin ilk reformları ve yasalarıydı aslında. Bu yasalar maddeler halinde yazılmış mıydı: Bu konuda henüz net bir yanıt yoktur. Ancak bu reformlar ve yasalar toplumsal sonuçları itibariyle önemlidir. Urukagina reformları Umma ve Lagaş arasındaki ilişkilere fazlaca etki yapmadı. Reformlar çok kısa süreli oldu. Urukagina iktidarı on yıl kadar sürdü. Çünkü Umma’nın hurslı ve güçlü kralı Lugalzaggisi çok geçmeden Lagaş’ı da alacaktı.

bulent_tekin@turk.net

18 Ekim 2009 Pazar

E-PAZAR -7- ESARET

HAFTANIN KARİKATÜRÜ
HAFTANIN FOTOĞRAFI


Bu topraklarda silah tutar esaret altında kalmış yürekler.
Bu topraklarda ölü doğar çocuklar,
fermanı doğduğunda yazılmıştır,kader değil bu
faşizm diktatörlüğü.
Öldürüler daha doğmamış çocukları...
Hadi şimdi sorgula hayatı,yiğitsen sorgula şimdi,
nedendir,daha doğmadan ölüşler... Silah tutar ulan silah esaret altında kalmış
yürekler,mavzer mavzere döğüşür korkusu kırılmış anası babası bir çocuklar...
HAFTANIN FIKRASI
Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon seyrediyormuş.Adamda işten eve evden işe giden bir kişiymiş.Bir gün adam papağanını kafesiyle birlikte balkona bırakmış ve işe gitmiş... Bir saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S. Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev darmadağın olmuş.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye. Durumu gören ev sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış. Papağanın kafasıda atmış, tavuklara dönüp şöyle demiş... -Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce suçundan yatıyorum...
----------
İYİ Kİ VARSIN...
İHSAN ÇARALAN
(Bu gönderide emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunarız)